KIRIM TATAR EDEBİYATININ TARİHİ-YÜCEL İPEK-/AYŞE KOKIYEVA AKMESCİT 2002-KALGAY DERGİSİ SAYI:31-www.kalgaydergisi.org

 

Kırım Tatar Edebiyatının Tarihi
Yücel İPEK
 
Kırım Tatar Edebiyatı'na girmeden Kadimi Türk Edebiyatını yeterince tanımak gerekir. Bunlar Orhun âbideleri ( Kültigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıt-lan: VIII. yüzyıl 2. yarısı), Mahmud Kaşgârî' nin Di-vanü Lügati'tTürk (XI. yy. 2. yarısı) ve Yusuf Balasa-gunlu'nün Kutad gu Bilig(Xl, yy. 2. yarısı)'dır .Türk edebiyatının başlangıç ve temelini oluşturan bu eserleri, mümkün mertebe detaylarına inip tanıdıktan sonra Kırım Tatar edebiyatını tanımak ve anlamak daha bir kolaylaşır.

Kırım Tatar Edebiyatı tarihî geçirdiği evrelere göre bir takım dönemlere ayrılır. Her dönemin edebiyatını o dönemin şartlan ve karakteristiği göz önünde bulundurularak ele almak gerekir.

İlk dönem Kadirnî Devir' dir. Bu dönemde varlık gösteren en önemli şahsiyet Mahmud Kırımı ve başlıca eseri Hikâyet iYusufveZüleyha1 dır. (XII.yy. sonu Xlll.yy. başı) Parmak ölçüsüyle yazılmış olup her mısraı 7 heceden ibaret dörtlüklerden oluşan uzun destan? bir eserdir. Her dörtlüğün üçer mısraı kendi aralarında ve son mısralar kendi aralarında kafiyelenmiştir.

Altın Orda Devri Xlll:yy. ortasından XV.yy.a kadar süren dönemdir. Bu dönemde varlık gösteren başlıca şair ve edipler "gönül" tasvir ve tahlillerine yer veren gazeller yazmış olan Abdülmecid Efendi ile lirik kahramanının simasını canlı tasvir ve teşbihlerle okur gözünde canlandıran Ahmed Hoca es Sarayı (her ikisi de XIV.yy. şairidir), Tuğlu Hoca, Tana Bu-ga, Mevlâna İshak, EbubekrMuhammed gibi şair ve ediplerdir.

Kırım Hanlığı Devri, XV.yy. in 1. çeyreğinden XVII. yy sonuna kadar süren dönemdir. "Milli kültürü şekillendiren yazılı edebiyatın inkişaf" etmiş olduğu bağımsız Kırım Hanlığı döneminde (XV.yy. ilk çeyreğinden aynı yüzyılın son çeyreğine kadar süren kısa dönemde) hâkim dil Kıpçak diliydi.

Kırım Hanlığı'nın Osmanlı himayesine geçtiği ve varlığını sürdürdüğü yaklaşık üç yüz yıl Hanlık Osmanlı Kültürü etkisine girmiş, bu dönemde hâkim dil Türkçe olup edebiyat pek çok ürün vermiştir. Yüksek seviyede pek çok edip ve müellif şekil ve munde-ricesi zengin eserler vermişlerdir. Bizzat kendileri şair ve edip olan Hanlar dönemin şairlerini saraya davet ve onları himaye etmişlerdir. Bu dönemde yetişen şair ve edipler bütün Osmanlı İmparatorluğunda tanınıyorlardı.

Bu dönemde divan ve halk edebiyatı birbirine paralel olarak gelişme göstermiştir. Klasik divan, tasavvuf ve saz şairleri pek verimli olmuşlardır.

Divan edebiyatında Arap, Fars ve Türk kültürü karması hâkim olmuş, klasik nazım şekilleri yaygınlık kazanmıştır Buna mukabil Halk şiirinde dil sadeliğini korumuştur.

Bu dönemde yetişen şair ve edipler arasında Ga-zâyî, Hüseyin Kefevî, Rezmi Bahadır, Muhammet Kâmil, Âşık Ömer, Mustafa Cevheri, Can Muhammet başta sayılabilir. Gazayı (Bora Gazi Giray Han; 15541607) kırktan fazla lirik gazelin yer aldığı Divan' in dan başka Gül ve Bülbül, Dolap adlı mesneviler de n azmetmişti r.

Ey Gazayı! Geh visali fikr kıldı, geh firak,
Gâhi girye kıldı gamdın, gâhi handan oldu sem.

Arada gazel ve mesnevi hakkında bilgilerin verildiği Edebiyat tarihimiz devam ediyor.

Muhammed Kâmil(1595 1674) koşma, şarkı gibi şekillerde hayatın gerçeklerini yorumlayan derin felsefî düşüncelerin yoğunlaştığı öğüt tarzında didaktik şiirleryazmıştır

Burada koşma ve şarkı gibi nazım şekilleri hakkında bilgiler verilirve Edebiyat Tarihi devam eder.

XVll.yy.şairlerinde Can Muhammet'in başlıca eseri olanTogay Beğ Destanı 1646 1651 yıllarında yaşanan tarihî olayları konu alan, beyitlerden oluşan realist bir eserdir. Konusunu tarihî gerçeklerden alan eserde bediî cihet ihmai edilmemiş, mecaz, kıyas, teşbih, tasvirve mübalağalara yerveriimiştir.

XVII. yy.da kaleme alınmış, müellifi bilinmeyen bir destan Sefername olup konusu Togay Beğ Destanı' nda geçen tarihî olaylardır. Yazılı edebiyat ürünü olan bu destanlar çok uzun olup meselâ Hikâyet i Yusuf ve Züleyha 5400, Togay Beğ Destanı 1892 mısradır Birde Anonim halk destanları vardır ki bunlar farklı olup sözlü edebiyat geleneğinin getirdiği destanlardır. Çora Batır, Ediğe, Narkamış... birer halk destanıdır.

1621 'de Gözleve' de dünyaya gelip bir süre medrese öğrenimi gören ve çok gezmiş olan halk şairi Âşık Ömer (ölm. 1707) gazel, koşma, semai, murabba, muhammes, müseddes, müstezat, muamma, destan gibi pek çok nazım şekillerinde yazmış, besteler de yapmış, 96 şiiri 1894'te Bahçesaray'da Tercüman matbaasında kitap halinde basıldı. Gurbet, hasret... gibi kendi ruh hallerini yansıtan şiirlerinde nasihatlara da yer verir. Şair nâme adlı bir çeşit antoloji niteliğindeki eseri de oldukça ilginçtir ve engin bilgisinin bir belgesidir.

Aruz kalıpları hakkında da bilgi verildikten sonra Mustafa Cevheri (ölm. 1720)'ye geçilir. Bu da âşık edebiyatı mümessillerindendir. Medrese öğrenimi görmüş, çok gezmiş olan Cevheri divan ve saz şiir geleneklerini nefsinde bir araya getirmiştir. Gurbet, hasret duygularının yoğunlaştığı müstezatlar, semailer ve koşmalar söylemiştir.

Semai.müstezat gibi nazım şekilleri hakkında bilgi verildikten sonra bambaşka bir döneme geçilir. Bu dönem Rus istilâsı devridir. XVIII. yy. sonlarından XIX. yy. sonlarına kadar yüz yıl sürmüştür. Bu dönemde Kırım Tatar edebiyatının inkişaf duraklama devrine girmiş, eser veren müelliflerin sayısında belirli bir azalma görülmüştür.

Bu dönemin başlıca temsilcileri Seyid Halil, İsmeti, Eşmirza Kart, Abdurrahman Hâce, Abdürrefiğ Boda-ninski'dir.

Rus istilâsının yol açtığı acı ve ağır durum edebiyata yansımış, bu duruma yol açan esaret ve hicret gibi bunalım kaynağı olaylar ve bu durumun halkın ruhunda husule getirdiği eziklik ve karamsarlık duyguları etkili olmuştur.

XVIII. yy. 2. yarısı ile XIX. yy ilk yarısında yaşayan ve hayatı hakkında bilgi yok denecek kadar yetersiz olan İsmeti' nin bugün adından söz edilmesine vesile olan eseri 1813 1814'te yazdığı ve o günlerde tanık olduğu tarihî olayları halkına tercüman olan bir söyleyişle gelecek nesillere aktaran Kefe Destanı1 dır.

Kırım Tatar Edebiyatı'nın Uyanış Devri, Tercüman Gazetesi'nin yayına başladığı 1883' den Sovyet Devri başlangıcı olan 1917'ye kadar devam eden dönemdir. Bu dönemde birçok değişikliklere tanık olundu. Bunlar içtimaî, siyasî, kültürel değişimlerdi. Millî edebiyatta da ileri adımlar atıldı. Bu sebeple bu dönem uyanış devri diye adlandırılır.

Bir aydınlar hareketi aldı yürüdü ve kültürel gelişmelere yol açtı. Gaspıralı İsmail Bey'in Tercüman Gazetesi'ni neşre başlaması ve yüzlerce kitabın yayınlanması edebiyatında canlanması sonucunu doğurdu. Yeni usul mekteplerin açılması ve eğitim- öğretimdeki ıslah hareketinin de bunda rolü ve etkisi oldu. Kırım'da ve bütün Türk Dünyası'nda görülen benzer gelişmeler Türk topluluklarının millî ve siyasî hayatını şekillendirdi ve yön verdi.

Kırım Tatar halkının hayatındaki derin değişiklikler edebiyatta bir çok yenilikler meydana getirdi. Dilde, şekilde ve konularda millîleşmeye doğru bir yöneliş başladı. Yeni tarzda bir çok edebî eser neşredildi.

Rus edebiyatından çeviriler yapıldı. Çevirilerin, edebî eserlerin tarzı üzerinde önemli ve kaçınılmaz etkisi görüldü.

Edebiyattaki bu yenileşmeye paralel olarak "halkın ruhunu yükselen, ahlâkını temizleyen, heves ve faaliyetini artıran" üstün nitelikli eserler yazılıp yayınlanmaya başladı.

Edebiyat tarihinde uyanış devri, Gaspıralı İsmail Bey ve Molla Abbas romanı ile başladı dense yeridir. Dramaturga da bu dönemde canlanıp gelişti. Dram yazarlarının başında Seyid Abdullah Özenbaşlı, Hasan Sabri Ayvazov, Hüseyin Şâmil Tohtargazi ve Ahmet Özenbaşlı gelir. Onların eserleriyle Kırım'da sahne sanatı canlanmaya başladı. "Devrin mühim içtimaî mes'eleleri aydınlatıldı." Yayınlanan ilk tiyatro eseri Seyid Abdullah Özenbaşlı1 nın ("Olacağa Çare Olmaz" adlı sahne eseridir.

Gaspıralı İsmail Bey "Kırım Tatar halkının ve bütün Türk Dünyası'nın ulu oğlu" eğitimci, yenilikçi ve düşünür olup çeşitli vesilelerle dış ülkelere seyahat edip gözlem ve izlenimlerini "Frengistan Mektupları, Dârü'r rahat Müslümanları, Afrika Mektupları, Kadınlar Ülkesi, Deliler Vilayeti" başlıkları altında kaleme almıştır. "Molla Abbas" adlı romanı Kınm'da anadilde ilk yazılan romandır.

Bilindiği gibi "edebiyatta şahsî yazış hususiyeti ve çizgisini teşkil eden ve bununla eseri diğer müelliflerin eserlerinden ayırmaya hizmet eden bediî tasvirî vasıtalara üslûp derler". Gaspıralı İsmail Bey'in üslûbu da üzerinde durulmaya değer niteliktedir.

Seyid Abdullah Özenbaşlı (1867 1924) güzel san'atlarm çeşitli dallarında , ayrıca süslemecilikte de varlık göstermiş bulunan bir şair ve ediptir. Düzenli bir öğrenim görmemişse de Arapça, Farsça, Rusça öğrenmiş, çok okuyarak her konuda bilgi edinmiştir. Kırım'da olup bitenlere ilgisiz kalmamış, "Kırım'ın içtimaî, siyasî vaziyeti ve hayatı onu hep meraklandırmıştır." Toplumda gördüğü olumsuzluklarla mücadele etmiş, Tercüman' a yazdığı makaleler ve yayınladığı diğer eserlerle halkı uyandırmaya çalışmıştır. Kadınların sosyal mevkiini ve itibarını yükseltmeyi de gaye edinmiş, "kızını Türkiye'ye okumaya yollamaya cesaret etmiştir."

O' nün Cenaze Başında, Tatarın Vasiyeti, Ey Gönül gibi şiirleri sosyal yergi niteliği taşımaktadır. O böylece toplum hayatında tanık olduğu olumsuzlukları acı bir dille tenkit etmeyi halkına karşı görev saymıştır.

Her devirde tiyatronun seyirci kitleleri üzerinde etkisi büyük olmuştur. Bu gerçeği bilen Özenbaşlı da tiyatro dışında kalmamış, sahne eseri yazmakla yetinmeyerek eserlerini sahnelenmesi çalışmaları-nada katılmıştır.

"Yaşayışının en ağır devirlerinde halk kendi sahnede canlı tarzda hayatını görerek (sorunlarına) cevap aramış ve bulmuştur."

"Halkın başına gelen azapların çoğu 'göreneklerden' ileri gelmektedir." Üç perdelik Olacağa Çare Olmaz dramı da toplumda yara olan böyle bir göreneği masaya yatırmaktadır.

İsmail Hasanoğlu Kerim Kırım Tatar Edebiyatı (Akmescit 1995) adlı eserinde ondan söz ederken "müellif yüzlerce şiir yazdı amma sağlığında onları neşretmeye hiçbir çare bulamadı... Çar hükümetine üçlü darbe indiren S.A. Özenbaşlı halkının eski ruhu, çürük zihniyetini de keskin tenkide uğrattı... Millet uğrunda ki hizmeti tanımayan, insan haklarını inkâr edenleri 'teşhir etti'"der.

Epik ve lirik eserlerin ortak özelliklen konusunda bilgi veren edebiyat tarihçisi "Olacağa Çare Olrnaz" ı model olarak dramatik eserlerin ortak özelliklerinden de söz eder. Edebî terimlerin kısa açıklamalarıyla kitabını noktalar.

KAYNAK:Ayşe KOKİYEVA : Kırım Tatar Edebiyatının Tarihi 2002 Akmescit

GOGERCIN
Yurtuna uçqan gogercin
Bir şahnın qoluna tüşti.
Artıq quş altın gafeste
Ne qün kördi, ne de uçtı.

Ourtardı Allah- Taalâ
Bahtı qara gogercinni.
Quşçıq qafesten qurtuldı
Şah yana tutalmay kinni.

Gogercin tuvğan yurtuna
Yol alıp, tez uçıp kele.
Amma yurtu, ah, virane,
Dersin keçti bir zelzele.

" Ne qerek şahnın qafesi
Altından olsa da , tüzgün
Mana öz yuvam qerektir-
Dedi quş çökse de bütün."

Seyran SÜLEYMAN


Anket

  Cengiz Dağcı'nın Polonya'da tanınan bir yazar olabilmesi için sizce en etkil çalışma hangisi olurdu ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    486659 Ziyaretçi