KIRIM MİLLİ MÜCADELESİNDE DİASPORANIN ÖNEMİ-CENGİZ UÇKUN-www.fikirdebirlik.com

       Sözcük anlamı olarak kopuntu’nun karşılık gösterildiği diaspora fiziksel olarak olmasa bile, anavatanına bağlılık gösteren, yaşadığı toplumun dini, dili, ırkı ne olursa olsun kendi içine kapanık olan azınlıklara verilen isimdir. Bazen de içinde yaşadığı topraklar anavatanı olmayan ve anavatanının bayrağını, marşını, dilini benimseyip yaşadığı toprakların içindeki kapalı küçük topluluktur. Ya da çok geniş anlamıyla kendi ulusundan ayrılma, kopma biçiminde düşünülmüş, tanımlanmış bir sözcüktür. Genellikle de her kullanan kendisinin ifade etmek istediği bir takım olguları bu tanımın içine sığdırmaya çalışmıştır.

  Tarihsel olarak M.Ö. 722 yılında krallıklarının çökmesi üzerine Yahudilerin Filistin dışındaki ülkelere sürülmesi, dağıtılması anlamına gelen diaspora Yunanca kökenlidir ve uzun yıllar Yahudilerin yeryüzüne dağılmış olan grupları için kullanılmıştır. Zorunlu olarak anavatanını terk etmek zorunda kalan başka topluluklarda anavatanına olan sevgilerini devam ettirmek, kültürünü yaşatmak ve bir gün dönerim düşüncesini yaşatmak için diaspora kavram ve duygusu yaşatmaya çalışmıştır.

   Bu genel tanımlamaların ne kadarı Kırım Tatarları ile örtüşmektedir. Ana kitle her zaman esastır ve ondan kopmalar parçaları teşkil ederler. Kırım Tatarları için 18 Mayıs 1944 yılında sürgüne gönderilene kadar Kırım’da yaşayan Kırım Tatarları ana kitledir. Bugün anavatana dönebilen sayıları 280.000 civarında olan bu Kırım Tatarlarının Kırım’daki nüfusa oranı % 12 civarındadır. Bu ana kitlenin en yakın bağı daha Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde olan, sürgünden dönemeyen 100.000 civarında olduğu ifade edilen Kırım Tatarlarıdır. Bu dönemeyen veya dönmeyen Kırım Tatarlarının ya çok fakir olduğu ekonomik sebeplerden dönemediği, ya da çok zengin olduğu malını mülkünü bırakamadığı için anavatana dönmediği ifade edilmektedir. Tarihsel süreci geriye doğru işleterek baktığımız zaman ana kitleye en yakın diğer grup, İkinci Dünya Savaşı sonrası anavatanın terk etmek zorunda kalan Kırım Tatarlarıdır. Genelde ABD, Kanada, Türkiye ve Almanya’da yaşayan bu Kırım Tatarlarının birinci derece akraba ve yakınları sebebiyle anavatanla bağları devam etmektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında çalıştırılmak üzere “Doğu İşçisi”  adıyla Almanya’ya götürülen veya Almanlara savaşta esir düşen, kamplarda yaşam savaşı veren bu grup içerisinde Cengiz Dağcı, İlber Ortaylı gibi ünlüleri de saymak mümkündür. Bu grup içerisinden rahmetli Safiye Nezetli dışında anavatana dönüp yerleşen henüz olmamıştır. 93 Harbi dediğimiz Osmanlı-Rus savaşı sonrası anavatanı bırakıp Dobruca ve Anadolu’ya yerleşen Kırım Tatarları nüfus olarak çoğunluğu oluşturmaktadır. Dobruca’da yerleşenler bugün için Romanya ve Bulgaristan arasında toprak paylaşımı sonucu bölünmüşler, bir kısmı Romanya’da, bir kısmı ise Bulgaristan’da kalmıştır. Dobruca’da 93 harbinden öncede gelip yerleşen bazı Tatar ve Nogay köylerinin de olduğu söylenmekle birlikte çoğunluğun 93 harbi sonrası geldiği bilinmektedir. Bu ülkelerden Bulgaristan’da Kırım Tatar cemiyet, dernek ve kültürel faaliyet gösteren organizasyonlar bulunmaktadır. Romanya’da ise kültürel faaliyetler daha canlıdır. Kırım Tatarlarının bulunduğu pek çok yerlerde örgütlenmiş dernekler, kültürel çalışmalar yapan organizasyonlar vardır. Romanya Parlamentosunda bir temsilcisi de olan Kırım Tatarları 13 Aralık tarihini Kurultay hükümetinin yıldönümü olarak resmi kutlama günü olarak kabul ettirmişlerdir. Romanya Parlamentosu temsilcimiz, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu Nobel Barış ödülüne aday gösterilmesi için çalışmaktadır. Yayın açısından da zengin olan Romanya’da Kırım Tatarca şiir, hikaye, tiyatro eseri, sözlük gibi yayınlarla birlikte Karadeniz gibi peryodik yayınlarda çıkmaktadır. Henüz Romanya ve Bulgaristan’dan anavatana dönüş yoktur.

   Kırım Tatarlarının en yoğun yaşadığı yer hiç kuşkusuz Türkiye’dir. 93 Osmanlı-Rus Harbi sonrası Kırım’dan Anadolu ve Osmanlı coğrafyasına çok yoğun göçler yaşanmıştır. O yıllar için milyonla ifade edilen bu göç nüfusu Türkiye’nin nüfus artış hızına göre endekslendiği zaman bugün Türkiye sınırları içerisinde en az 4-5 milyon Kırım Tatarının olması gerekmektedir. Halen ABD, Almanya, Kanada, Özbekistan, Kazakistan, Bulgaristan, Rusya ve Romanya’da yaşayan Kırım Tatarları için diaspora tabirini çok rahatlıkla kullanmamız mümkündür. Diaspora olmanın tüm gerek ve şartları bu vatandaşlarımız için geçerlidir. Türkiye için düşündüğümüz zaman ise diaspora sözcüğü ana vatana olan sevgi ve onun geleceğini kurmada yardımcı olmak birincil öncelik taşımaktadır. Türkiye’de 40’a yakın Kırım Tatar Derneği, 3 tane vakıf ve binlerle ifade edilen üyeleriyle canlı bir Kırım Tatar grubu vardır. Bu dernekler olsun, genel Kırım Tatar kitlesi olsun Türkiye’yi de her zaman anavatan olarak görmüştür. Bu kitle modern Türkiye’nin kuruluşunda yapı taşı olmuştur. Hilal-i Ahmer’in kuruluşundan tutun da pek çok üniversitenin kuruluşunda Kırım kökenli ilim adamları canla başla çalışmışlardır. Çanakkale’de, Yemen’de savaşmış şehit olmuş yüzlerce Kırım doğumlu vatandaşımız vardır. Şu an yaşamakta olan Allah uzun ömürler versin en yaşlı ve son İstiklal Savaşı gazisi Yakup Satar Eskişehir’de yaşayan Kırım doğumlu bir gazimizdir. Modern Türkiye’nin bir yüzü Kırım Tatar yüzüdür. Mart ayı içerisinde TRT’de yayınlanan Ermeni iddiaları üzerine hazırlanmış bir programda arka arkaya çıkan tarihçilerden Prof.Dr. Halil İnalcık, Prof.Dr. Kemal Karpat ve Prof.Dr. İlber Ortaylı Ermeni iddialarına karşı Türk tezlerini anlatmışlardır. Bu üç profesör de Kırım Tatar kökenlidir. Yine kendi alanında  başarılı ilim adamlarından Şener Üşümezsoy, Cevat Geray, Kadir Cangızbay, Mehmet Ali Kılıçbay, Arman Kırım gibi akademisyenler Kırım Tatar kökenlidir. Türk sineması dediğimiz zaman ilk akla gelen isimlerden bir tanesi hiç şüphesiz Cüneyt Arkın yani Tatarca adıyla Fahrettin Cüreklibatur değil midir? Yine kendi alanında ekol olmuş Orhan Gencebay bir Kırım Tatarıdır. Müzik alanında Esin Engin, Gürer Aykal, Erol Büyükburç, Erol Evgin, Nesrin Sipahi, Yıldız Ayhan, Nilüfer ilk anda aklımıza gelen bilinen bazı Kırım Tatar sanatçılarıdır. Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden Cengiz Dağcı, Aziz Nesin, Çetin Altan, Nermin Bezmen Kırım Tatar kökenli yazarlardır. Emekli General Faik Türün’den tutun da Hasan Polatkan’a kadar uzanan yelpazede pek çok Kırım Tatarını saymak mümkündür. Hepsini saymaya kalktığımız zaman ise sayfalarımız buna yetmez.

Kırım Tatarları modern Türkiye Cumhuriyetinin asli ve kurucu ögelerinden bir tanesidir. Dolayısı ile hiçbir zaman içine kapalı yalıtılmış bir toplum olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Kırım Tatarları Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki kazanımlarını maddi ve manevi her alanda Vatan Kırım’a aktarmaya çalışmaktadırlar. Sürgün sonrası Vatanına dönebilenlere en büyük yardım Türkiye’den gitmiştir. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin yönlendirmesiyle Türkiye Cumhuriyetinin TİKA vasıtasıyla yaptığı yardımlar içinde 1000 konut projesi ve Milli Mekteplerin tamiri övgüye layık çalışmalardır. Kırım Tatar Milli Meclisine yapılan destekler, kitap dergi basım yayınına ve kültür hayatına yapılan yardımlarda oldukça fazladır. Dini hayatın yeniden canlandırılması camilerin tamiri ve diyanet görevlileri çok faydalı işler yapmaktadırlar. Her sene Kurban Bayramında kurbanlarını Kırım’da kestiren hayırseverler hem dini vecibelerini yerine getirip hem de muhtaçlara yardım etmiş olmaktadırlar. Ayrıca kurban kesimi daha çok kırsal alanda yaşayan Kırım Tatar hayvan yetiştiricileri için istihdam alanı olmuştur. Henüz çalışmaya başlamasa da modern bir hastanenin kurulması, ekipman ve cihazlarının kurulması kolay yapılır şeyler değildir. Bunları “şunu yaptık, bunu yaptık” demekten ziyade, Vatan Kırım’a diasporanın katkılarını ve bundan sonrada yapabileceklerini anlatmak için yer verdik. 

 

 


Anket

  Cengiz Dağcı'nın Polonya'da tanınan bir yazar olabilmesi için sizce en etkil çalışma hangisi olurdu ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    505302 Ziyaretçi