KANA'NIN DAĞCI'SI YOKM.NURİ YARDIM-YENİÇAĞ GAZ.-02.08.2006

 

KANA'NIN DAĞCI'SI YOK (*)

 

Mehmet Nuri YARDIM

 

 

"Cengiz Dağcı'ya Dâvet" başlıklı yazıma okuyuculardan ses geldi. Konunun bir heyecan dalgası yayması tabiî ki çok sevindirici. İnşallah sonuç alınır ve bu hasret sona erer. Herkes, romancımızın Türkiye'ye getirilmesi için neler yapabileceğini, üstüne ne gibi görevler düştüğünü soruyor. Herhalde meseleyi gündemde tutup peşinde olmamız, kampanyalar düzenleyerek bu buluşmayı sağlamamız gerekiyor. Romancımızın eserlerini yayımlayan Ötüken Neşriyat, gelişmeyi sevindirici bulurken TYB Başkan Yardımcısı Ali Ural, konuyu ele alacaklarını ve Dağcı'nın Türkiye'ye getirilmesi için yönetim kurulu olarak ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

Telefonla arayan ve mektup yazan okuyucular, "Düşüncenize ve yazdıklarınıza katılıyoruz. Anadolu ak topraklar her zaman Kırım Türklerinin hayali olmuştur. Cengiz Dağcı, Türk dünyası için bir değerdir. Sağlığında da kıymetini bilelim." dediler. İstanbul Kırım Türkleri Dernek Başkanı Celal İçten'den bir mektup aldım. İçten mektubunda özetle şöyle diyor:

"Yeni Çağ gazetesinde, Cengiz Dağcı ile ilgili yazınızı okudum çok mutlu oldum. Bildiğiniz üzere Türkiye'mizde 6-7 milyon civarında olduğu söylenen Kırım Türkleri çeşitli şehirlere yayılmıştır. Dernek sayısı 30 civarındadır. Ben Celal İçten İstanbul Kırım Derneği'nin 1993'ten beri başkanlığını yapıyorum. Cengiz Dağcı'yı Londra'da ziyaret etmiştik. Kemal Çapraz, Almanya Kırım Dernek Başkanı Rafet Karanlık ve Londra'dan Mustafa Köker ile yanına vardık. Romancımız, sohbet esnasında Türkiye'ye gelmek için teşebbüs ettiğini ama Türk Konsolosluğu'nda 'Senin Türkiye'de akraban var mı?' diye sorulduğunu söyledi. O da 'Bildiğim yok' demiş. Ve Türkiye'ye gelişi için yol verilmemiş. Kendisi 'Konsolosluktan çıktıktan sonra binanın karşısındaki bankta oturdum.  Türkiye'de herkesin bana akraba olduğunu sanıyordum,' diyerek çok üzüldüğünü anlattı. Arkadaşlarımızla birbirimize bakıştık, söyleyecek lâf bulamadık. Dağcı, buna rağmen her gün Türkiye radyolarını dinleyerek. Türkçe yazarak Türkiye'ye sevgisini ve hasretini hiçbir zaman kaybetmedi, bütün

Kırımlılar gibi. Kırım'da yaşayan Kırım Türklerinin kendi vatanlarında kimliklerini kaybetme tehlikesi var. Köşenizde Kırım'ı gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim."

Bu konuda nedense Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan herhangi bir ses çıkmadı. Ötüken'den Erol Kılıç, Bakanlığın bir ara bu konu üstünde durduğunu söyledi. Belli ki sonuç alınamamış. Siyasî ve resmî kanallardan ziyade sivil kuruluşlar bu konuda önayak olmalı. Yazar dernekleri, edebiyat vakıfları, kültür kuruluşları romancıyı Türkiye'ye getirmek için ortak kampanya başlatmalıdır.

Cengiz Dağcı niçin çok değerlidir? Çünkü Rusların Kırım'daki katliamlarını romanlaştırmıştır. Yapılan zulümleri, çekilen acıları, yaşanan sürgünleri anlatmıştır. Bugün Ortadoğu'da yaşasaydı İsrail'in Kana'daki kıyımını destanlaştıracaktı. Televizyonlarda ve gazetelerde gördüğümüz kuma bulanmış emzikli bebeklerin hikâyesini yazacaktı. Peki sadece bölgedekiler mi kaleme almalı bu dramı? Hayır. Orada hunharca katledilen bizim yavrularımız. Sığınakta füzelerle buluşanlar bizim insanlarımız. Hayata başlarken vedalaşmak zorunda kalan bebeler, yavrularına sarılarak ölen analar, oyuncaklarına doyamayan çocuklar bizim. Neredesiniz ey şairler siz hâlâ mahbubelerinize nağmeler mi döktürüyorsunuz? Hâlâ gül-bülbül derdinde misiniz yoksa? Yüreğinize Kana'nın kanı damlamıyor mu? Ey sayfalarca hikâye, roman yazanlar hayalleriniz mâverâya uzanıyor da yanı başımızda işlenen cinayetleri hiç mi fark etmiyorsunuz? Ya siz bunalımları, hafakanları, sapıklıkları beyaz perdeye aktaranlar gözünüzün önünde cereyan eden bu kanlı filmi niçin görmezden geliyorsunuz? "Tiyatro hayatın aynasıdır" diyen yönetmenler, en büyük drama lâkayt mı kalacaksınız? Ey müzisyenler, ressamlar, sanatçılar eğer çağımızın bu ayıbını gelecek nesillere aktaramazsanız, yazıklar olsun size!

Ortadoğu'da bebeklerin kanı akıyor. Dünya seyirci. Arapların her şeyi var, ama çektiklerini romanlaştıracak Cengiz Dağcı'ları yok. Romancı, bu yüzden giderek gözümde daha çok büyüyor. Bakarsınız, Kırım'dan sonra Kana'yı da, Gazze'yi de yine Cengiz Dağcı yazar. Bu inançlı büyük yüreğin sahibine selâm olsun.

_________________

(*) Bu yazı, Yeniçağ gazetesinin 2 Ağustos 2006 tarihli sayısında yayınlanmıştır.


Anket

  Cengiz Dağcı'nın Polonya'da tanınan bir yazar olabilmesi için sizce en etkil çalışma hangisi olurdu ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    505296 Ziyaretçi