DAĞCI-M.CEMİLOĞLU(KIRIMOĞLU) BULUŞMASI-TOPRAK MÜCADELESİ SÜRÜYOR-MUSTAFA KÖKER-www.kirimdernegi.org

 

Toprak Mücadelesi Sürüyor


 

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırımlı ünlü yazar Cengiz Dağcı’nın ilk buluşması İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleşti. Kırımoğlu’nun, Dağcı’yı Güneybatı Londra’daki evinde ziyareti sırasında duygusal anlar yaşandı.

Mustafa KÖKER

KTMM Başkanı Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu, İngiltere’de yaşayan Kırım Tatar yazar Cengiz Dağcı’yı evinde ziyaret etti. II. Dünya Savaşı’nda Orta Asya’ya sürgün edilen Kırımoğlu ile savaş sonrası İngiltere’ye göç eden Dağcı’nın buluşmasında duygulu anlar yaşandı.

Ukrayna Parlamentosu’nda Kırım Tatarları’nı temsil eden Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, İstanbul Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Celal İçten’le birlikte Cengiz Dağcı’yı güneybatı Londra’nın Southfield bölgesindeki evinde ziyaret etti.

Uzun yıllar Kırım Tatarları’nın insan hakları mücadelesini savunan ve hayatının büyük bölümü sürgün ve hapislerde geçen Kırımoğlu ile II. Dünya Savaşı sonrası Polonya üzerinden İngiltere’ye göç eden Dağcı, hasret gidermenin ötesinde Kırım’ın dünü, bugünü ve geleceğini konuştular.

“BÜYÜK BİR SÜRPRİZ OLDU”

Evinin kapısında Kırım Tatarları’nın efsanevi mücadele adamı Kırımoğlu’nu gören Cengiz Dağcı gözyaşlarını tutamazken, “Bu ziyaret benim için büyük sürpriz oldu. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun beni ziyarete gelmesini beklemiyordum. Nezaket gösterip beni mutlu etti” dedi.
Yalnız yaşadığı evinde Kırımoğlu’nu konuk eden Dağcı, Kırım Tatarları ile ilgili haberleri kendisine zaman zaman ulaşan gazeteler ile radyodan takip edebildiğini belirterek, “son gelişmeleri tam olarak izleyemiyorum. Hem yaşlandım hem de gözlerimdeki rahatsızlık sebebiyle medyayı takip edemiyorum” diye konuştu. Mustafa Kırımoğlu’nun ziyaretini, “büyük incelik” diye yorumlayan Dağcı, duygularını ise şöyle ifade etti: “Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu anlatmak çok zor. Mustafa Bey benim için gerçek ile rüya arasında bir şahıstır. Kırım Tatarları için verdiği mücadele dolayısıyla Cemiloğlu’nu (Mustafa
Abdülcemil Kırımoğlu sürgün yıllarında ‘Cemiloğlu’ olarak tanındı) hayal meyal hatırlıyoruz. Her bir Kırım Tatar’ı gibi Cemiloğlu da çok çile çekti.”

“YAŞAYAN EN KIYMETLİ İNSAN”

Cengiz Dağcı gibi buluşma sırasında zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Dağcı ile biraraya gelmeyi uzun zamandır arzu etmesine rağmen bugüne nasip olduğunu belirterek, “Cengiz Dağcı, Kırım Tatar tarihinin hayatta olan en kıymetli şahsiyetlerinden biridir. En önemli tarafı, Kırım Tatarları’nın sorunlarını Sovyetler Birliği dışında dünyaya duyuran bir fikir adamıdır. Sovyetler dağıldıktan sonra Dağcı’nın kitaplarını kendi soydaşlarına da okutmaya başladık. Umarız  kendisini memleketi Kırım’da tekrar görürüz” şeklinde
konuştu

"BİZİM HAYATIMIZ KARIŞIK BİR TARİH"

Buluşma sırasında yaşantıları ve Kırım Tatarları ile ilgili son gelişmeler üzerinde duruldu. Cengiz Dağcı, II. Dünya Savaşı sonrası çok zor günler geçirdiğini anlatırken, “İngiltere’ye 1945’de geldik. Geldiğimizde neredeyse yalın ayaktık. Polonyalı eşim Regina ile birlikte evvela kendi hayatımızı kurmak zorundaydık. Çok zor işler yaptık. Bir kızımız oldu, onu eğitmek için, düzen kurmak için her türlü
zorlukları yaşadık. Bizim hayatımız karışık bir tarih gibi” diye içini döktü.

"SİZİ KIRIM’A BEKLİYORUZ"

Kırım’daki durum hakkında Dağcı’a bilgi veren Kırımoğlu da son durumu anlatırken, şu anda Kırım’a dönen Tatar nüfusunun 265 bin civarında olduğunu anlattı. Savaş öncesi Kırım Tatar nüfusunun 780 bin civarında olduğunu ve Kırım Otonom Cumhuriyeti’nin yüzde 13’ünü teşkil ettiğini
hatırlatan Kırımoğlu, "Bizim tahminlerimize göre bugün Kırım Tatar nüfusu 2 milyon civarında. Ama bir kısmı Orta Asya cumhuriyetlerinde ve dünyanın diğer bölgelerine dağılmış durumda. Geriye dönenlere Ukrayna yönetiminin yaklaşımı iyi. Halkın ekonomik, eğitim, barınma gibi çok ciddi ve önemli sorunları var. Bunları aşmak için çaba harcıyoruz ama imkanlarımız çok sınırlı. İnşallah sizi de sağlığınızda ata topraklarında görmek istiyoruz" diyerek Dağcı’yı Kırım’a davet etti.

Kırımoğlu Bahçesaray dergisine şu açıklamayı yaptı:

Çok tesirli bir körüşüv oldu. Cengiz Ağa’yı Qırım’ğa davet ettik. “Cengiz Ağa, Qırım’ğa o qadar hizmetiniz oldu; o qadar kitaplarınız Türkiye’de çıqtı. Qırım’ğa kelmeseniz, Türkiye’ge kelmeseniz, o güzel Ğurzuf’nu körmeseniz olmaz.” dedim. Katarakt ameliyatı olacak, ondan sonra sağlığı iyi olunca Kırım’ı ziyaret konusunu yeniden görüşeceğiz.

Cengiz Dağcı Qırım ile bağını qopramay, Uqrayna radyosundan Qırım aqqındaki olayları takip ete. Cengiz Dağcı’nın kitapları olduğunu ta 1965’te Moskova’daki Lenin kütüphanesinde araştrma yaparken öğrendim. Qataloğlarında kitapların isimleri, qodu ve qısqa bir açıqlaması vardı: “Cengiz Dağcı Suvarski, vatan haini. II. Dünya savaşında Almanlarnen işbirligi yaptı, şu şu kitapları vardır, bu qonuları yazdı” diye not tüşkenler. Ama kitaplar gizli bölümde saklana edi. Mahsus izin alınırsa kitabı körmek mümkün olabilirdi. Eşref Şemizade ile qonuşqan edik. Bir tez yazarken politbürodan izin alıp kitaplarnı körgen ama not alamağan.  Sadece nezaret altında oqumağa izin vergenler.Çoq daha sonra Cengiz Dağcı’nın kitaplarını oqumak qısmet oldu.

Aralık, 1990

Örgütlü veya örgütsüz, Kırımlılar dönecekler Kırım’a.

Ne ki, tüm sorunları Kırım’a dönmeleriyle çözümlenmiş olmayacak. Neredeyse elli yıl süren uzun bir ayrılıktan sonra Kırım’la yaşamanın gerektiği ortamın yaratılması gerekecek. Çünkü yalnızca Kırım’ın toprakları alınmadı
Kırımlıların ellerinden- yüzyıllar boyu Kırım kaynaklarından fışkırmış, ve kendilerine özgü, kültürleri söndürüldü; eski medreseleri, sarayları, kütüphaneleri, camileri,
okulları, tiyatroları yıkıldı, silinip süpürüldü; edebiyatları (halkın soluğunu gönül ve dimağlarında taşıyan şâir ve yazarlarla) yurdun binlerce kilometre uzağında ve zor bir ortamda ayakta kalabilmesine rağmen, herşey, bütün kültür ve sosyal hayatları, yeniden başlayacak Kırım’da. Kırım’la yaşamak, ölüp de dirilmiş bir anayla yaşamak gibi birşey olacak Kırımlılar için. Kırım’ın toprağı onların elleri altında yeşerecek yeniden; yerle bir edilmiş evlerinin yerine yenileri kurulacak yeniden; kapatılmış okulları, tiyatroları, konservatuarları, kütüphaneleri açılacak, ve Kırım’la
yaşarlarken, Kırım’ı kendilerinden başka kimselerle paylaşmayı öğrenecekler Kırımlılar. Bu, yeni değil onlar için - Kırım’ı her zaman başkalarıyla paylaştılar; kimsenin diline, dinine, onuruna dokunmadılar. Bundan böyle de dokunmazlar. Kaldı ki yeniden Kırım’la yaşarlarken, bizi elli yıl Kırım’sız bıraktılar diye başkalarına kin, nefret ve öc duyguları beslemesinler Kırımlılar yürekleri içinde.

Cengiz DAĞCI - Yansılar III

 

CENGİZ DAĞCI’NIN ÖZGEÇMİŞİ

Cengiz Dağcı, 9 Mart 1920 tarihinde Kırım’ın Yalta
şehrinin Kızıltaş köyünde doğdu. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk,
Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçti.
İlköğrenimi köyünde ve Akmescit’te yaptı.Aynı şehirde
ortaokulu bitirdi (1938). Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci
sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı. 1941’de Ukrayna
cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi
üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına
sığındı. 1946’da Londra’ya yerleşti. Eserlerinde Kırım
Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatır. Türk
edebiyatının en güçlü yazarlarındandır. Hüzünlü bir üslûbu
vardır. Bugüne kadar yayımlanmış 20’nin üzerinde eseri
mevcut.

Kitaplarında duygusallığın öne çıktığı bir dil kullanan
Dağcı, doğduğu ve çocukluğu ile gençliğinin geçtiği Kırım
topraklarını ve Tatar halkının çilesini anlatan yazarın, soğuk
savaş döneminde Londra’da yazdığı kitapları Türkiye’de
yayınlandı. İlk kitapları Varlık yayınları arasında çıktı. Şu anda
bütün eserleri Ötüken Neşriyat tarafından basılıyor.
Yazarın bilinen yayımlanmış eserlerinden bazıları şöyle:
Yansılar 1, Yansılar 2, Yansılar 3, Yansılar 4, Ben ve İçimdeki
Ben, Korkunç Yıllar, Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da
İnsandı, O Topraklar Bizimdi, Anneme Mektuplar, Ölüm ve
Korku Günleri, Badem Dalına Asılı Bebekler, Yoldaşlar, Biz
Beraber Geçtik Bu Yolu, Dönüş, Üşüyen Sokak, Regina,
Hatıralarda Cengiz Dağcı, Bay Markus’un Köpeği, Bay John
Marple’nin Son Yolculuğu, Oy Markus Oy, Rüyalarda: Ana ve
Küçük Alimcan.


Anket

  Cengiz Dağcı'nın Polonya'da tanınan bir yazar olabilmesi için sizce en etkil çalışma hangisi olurdu ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    469402 Ziyaretçi