CENGİZ DAĞCI'YA DAVET-M.N.YARDIM-YENİÇAĞ GAZ.-26.07.2006

 

 
Cengiz Dağcı'ya Dâvet - Mehmet Nuri YARDIM
Mehmet Nuri YARDIM
info@mehmetnuriyardim.com

Cengiz Dağcı'ya Dâvet
"Doğduğum Gurzuf kasabasının ve çocukluk yıllarımın geçtiği Kızıltaş köyünün gençlerinin söyledikleri bir türkü geliyor aklıma: 'Yala boyu gezerdi kâdam / Gezersin piyade / Ne anan sever, ne baban sever / Menden ziyade.' Çocukluk yıllarımdan beri ruhumun denizi kıyısından bana bakıp gülen bir güzel oldu Türkiye. Ben o güzele âşık olmadan eserlerimi Türkçe yazamazdım. Başka bir dilde de yazamazdım. Türkiye'yi görmek, romanlarımı okuyan okurlarla yüzyüze oturup konuşmak. Bundan daha büyük bir mutluluk olamaz benim için."

Kırımlı yazar Cengiz Dağcı, 1999'da gönderdiği mektupta Türkiye aşkını böyle dillendiriyordu. 1920 doğumlu romancının çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve baskısı altında geçti. Zorlu bir hayat mücadelesinden sonra savaş yıllarında Kırım'ı terk etmek zorunda kaldı. Halkının yaşadığı büyük acıları hüzün yüklü kitaplarda anlattı. Türkiye'yi hiç görmediği halde bütün eserlerini 'annemin dili' dediği Türkiye Türkçesi ile yazdı. İlk kitabı Korkunç Yıllar 1956'da çıktı. Ardından Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı, O Topraklar Bizimdi vd. 60 yıldır Türkiye Türkçesi ile yazan büyük romancı, Türk edebiyatına 30'a yakın eser kazandırdı.
Yurdunu kaybeden binlerce Kırım Türkünden biriydi. Yurdunu kaybetmişti, ama dilini, örfünü, ümidini, idealini ve inancını asla. Bu yüzden büyüdü, devleşti, efsaneleşti. Hayatı zorluydu. En ağır işlerde çalışırken yazdı. Cengiz Dağcı 86 yaşında. Londra'nın Wimbledon bölgesinde, hem vatanından hem de sevdiği ülke Türkiye'den uzakta, yalnız yaşıyor. Evini İlesam, Türkiye Yazarlar Birliği ve Türkocağı'nın verdiği ödüller süslüyor. Ama sol çevreler onu görmek istemedi. Çünkü romanlarında totaliter rejimi kıyasıya eleştiriyor, zulme kafa tutuyordu. Suçu (!) büyüktü. Zira soydaşlarının, dindaşlarının dramını, sömürülüşünü, yurtsuz kalışını yazmıştı. Bu affedilebilir bir kabahat (!) değildi. Yok sayılmak istenen Dağcı, yüzbinlerce okuyucusunun gönlünde taht kurdu. İngiltere'de yaşasa da aklı Kırım'da, kalbi Türkiye'de. Yüreğindeki sevgiyi kelimelerle romanlarına, hikâyelerine, hâtıralarına döküyor.

Türkiye ve Türkçe sevdalısı ama ülkemizi hiç görmedi. Eski Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından davet edildi, sonuç alınamadı. Şimdiki bakan Atilla Koç acaba romancımızı Türkiye'ye davet etti mi? Bakanlık, Kırım Derneği ve Ötüken Neşriyat'la birlikte hareket etmeli ve Dağcı Türkiye'ye getirilmelidir. Hemen bir prestij kitap hazırlığına başlanmalı ve düzenlenecek törenle bu eser romancıya takdim edilmelidir. Eserlerini Türkiye Türkçe'siyle yazan, Türkiye'yi Kırım gibi vatan bilen büyük yazar için bu görev, bir vicdan borcudur. Yazarın 1940'larda ülkemize gelmek istediği, ancak bu talebinin reddedildiği söyleniyor. Bu rivayet doğruysa, dâvet ile kırık gönlü onarılmalı ve 60 yıl önceki hata telafi edilmelidir. Millî hislerimiz bunu gerektiriyor.

O Türkiye'nin dağına taşına hasret, bayrağına toprağına sevdalı, suyuna bulutuna özlem doludur. Cengiz Dağcı'ya Türkiye'den selâm yollarken, sizi onun "Türk çiçekleri" isimli yazısıyla baş başa bırakıyorum: "Türkçe isimlerini bilmediğim iki çiçek ektim üç yıl önceki karşıki çitin dibine. Çiçekçinin verdiği malûmata göre Türk çiçekleriymiş. Türkiye'den getiriliyormuş. Yerden yarım metre kadar yüksek, eğreltileri hatırlatan koyu yeşil yaprakları arasındaki dalların ucunda zurna biçiminde çiçekleri pembemsi kızıl bahçemin en güzel yerine ektim. Geçen yılın yazı ilk kez çiçeklendiler. Çiçeğin ismini öğrenirim diye tanıdıklara sordum soruşturdum; bilen bir kimse çıkmadı. Ama ismi önemsiz. Çiçekler Türk çiçeği; bu yetiyor bana. Yaz boyu her akşam suladım, üzerlerine eğilerek okşadım; okşarken akrabayız, kardeşiz diye fısıldadım bile çiçeklere. Geceleyin ayaz bastı; sıfırın altında altı derece. Sabahleyin bahçeye çıktığımda çimlik, gümüşsü kırağı örtüsüyle örtülüydü güneş ışınlarında dosdoğru Türk çiçeklerine yöneldim. Soğuğa dayanıklı olduklarını bilmeme rağmen, üzerlerini saman çöpleriyle örttüm. Kimbilir, geceleyin ayaz basar belki gene. Ya da kar yağar. Üşümesinler benim Türk çiçeklerim."
Kültür sanat sitesi: www.mehmetnuriyardim.com

Anket

  Cengiz Dağcı'nın Polonya'da tanınan bir yazar olabilmesi için sizce en etkil çalışma hangisi olurdu ?

  • E-Bülten

  • Sözlük

  • Müzik Yayını

    469475 Ziyaretçi